
Oğuz Destanları olarak bilinen Oğuz Han Destanı’nda Oğuz Kağan cihan fethine girişir, batıda Urum Kağan ile kardeşi Uruz (Urus) Bey’i yenerek ülkelerini alır, doğuda Çürçet kağanını yener, eline çok ganimet geçirir; Hindistan’a, Tangut’a ve Suriye’ye başarılı seferlerde bulunduktan sonra yurduna döner. Bu cihangirlik seferinde Oğuz Kağan’a gök tüylü, gök yeleli bir erkek bozkurt kılavuzluk eder. Uygurlar’ın hükümdarı olan Oğuz Kağan hizmetleri görülen beylerine Kıpçak, Kangaluğ (Kanglı), Karluk, Kalaç gibi adlar verir. Yurduna döndüğünde nâzırı Uluğ Türük rüyasında doğu taraflarında bir altın yay, batı taraflarında da üç gümüş ok görür; rüyasını kağana anlatır. Oğuz Kağan da üç büyük oğlunu (Kün, Ay, Yıldız) doğuya, üç küçük oğlunu (Gök, Dağ, Deniz) batıya gönderir. Üç büyük kardeş çok av avladıktan sonra bir altın yay, üç küçük kardeş de yine çok av elde ettikten sonra üç gümüş ok bulurlar. Oğuz Kağan kendisine getirilen altın yayı üçe bölmüş ve, “Ey oğullarım! Yay sizlerin olsun, yay gibi okları göğe atın”; üç gümüş oku getiren oğullarına da, “Sizler de ok gibi olun” demiştir. Bundan sonra Oğuz Kağan büyük bir şölen vermiş, bu şölende sağ yanına üç büyük oğlu (Bozoklar), sol yanına da üç küçük oğlu (Üçoklar) oturmuş, kırk gün yenilmiş, içilmiş ve sonra Oğuz Kağan’ın yurdunu oğullarına verdiğine dair konuşması dinlenilmiştir.
Farsça mensur Oğuz Kağan destanı ana hatlarıyla Uygurca destanın aynıdır. Her iki destanda da Oğuz Han’ın dayandığı el Uygur elidir. Bu destanda da Oğuz Han faydalı işler gören beylerine Kıpçak, Karluk, Kanglı, Kalaç gibi adlar verir. Uygurca destanda Oğuz Kağan’a bozkurt kılavuzluk ederken Farsça Oğuznâme’de Poştı Koca, bilgi ve tecrübesiyle İlhan’ın seferlerinde çıkan nice güçlükleri çözüme kavuşturur. Farsça Oğuznâme’nin Uygurca destanın İslâmî bir gözle ele alınmış ve genişletilmiş şekli olduğu söylenebilir. Reşit Rahmeti Arat Oğuz Kağan Destanı’nı W. Bang ile birlikte neşrettiği gibi Türkçe’ye de çevirmiştir (İstanbul 1936, 1988).
Bir Yorum Yazın